Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, New York'taki Türkevi'nde medya mensuplarının sorularını yanıtladı.
BM'nin mevcut yapısına ilişkin konuşan Erdoğan, “Diyoruz ki veto mekanizması kaldırılsın, sadece 5 üyeyi koruyan Birleşmiş Milletler modelinden bütün üyeleri kuşatan bir mekanizmaya geçiş yapalım.” dedi. BM Genel Kurulu'nun daha güçlü, etkin ve adil bir yapıya kavuşturulması gerektiğini belirten Erdoğan, dünya sorunlarına tüm üyelerin çözüm sunması ve karar alması gerektiğini ifade etti.
Erdoğan, BM Genel Kurulu'ndaki tutumunun yıllar içinde değişmediğini belirterek, “Bu yolculuk, dimdik bir duruştan ibarettir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsüne ilk çıktığımızda ne söylüyor, nerede duruyorsak bugün de hamdolsun aynı yerdeyiz.” diye konuştu. Suriye, Irak, Ukrayna-Rusya savaşı, Afrika, Myanmar ve Gazze'de yaşananların daha önce dile getirdiği sorunları gösterdiğini savunan Erdoğan, BM reformunun yapılmış olması halinde çatışma ve savaşların önlenmesinin mümkün olabileceğini söyledi.
Türkiye'nin adaletsizliğe karşı durduğunu ifade eden Erdoğan, “Kendi adımıza mutluyuz ki hep tarihin doğru tarafında durduk, milletimizi utandıracak bir tek adım bile atmadık. Bugün dünya, bizim ilk gün söylediğimiz yere gelme eğilimindedir.” ifadelerini kullandı.
ABD ile diplomatik ilişkilerin tesisinin gelecek yıl 100'üncü yılının kutlanacağını belirten Erdoğan, “2027 yılını Türk-Amerikan münasebetleri açısından bir referans haline getirelim istiyoruz.” dedi.
Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye'nin F-35 programına dönüşü konusunda olumlu irade ortaya koyduğunu belirterek, bu iradenin somut adımlara dönüşmesini beklediklerini söyledi. Temasların sürdüğünü ifade eden Erdoğan, “Netice alacağımıza inanıyorum.” diye konuştu.
Trump ile ikili ilişkilerinin Türkiye-ABD ilişkilerine de ivme kazandırdığını söyleyen Erdoğan, iki ülke arasındaki iş birliğinin önceki yönetim dönemine kıyasla ilerleme kaydettiğini belirtti.
Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin artık yalnızca İran ile ABD arasındaki bir mesele olmadığını belirten Erdoğan, Türkiye'nin tavrını açık şekilde ortaya koyduğunu söyledi.
Erdoğan, “Hürmüz Boğazı'nın gemi trafiğine kapatılmasına karşıyız.” ifadelerini kullanarak seyrüsefer serbestisinin korunmasının şart olduğunu belirtti. Hürmüz'deki gerilimin bölge ülkelerinin yanı sıra Avrupa ve Asya'yı, enerji piyasalarını, taşımacılığı ve milyonlarca insanın günlük yaşamını etkilediğini söyledi.
Karadeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılar konusunda da tarafların sorumlu davranması gerektiğini belirten Erdoğan, “Kim yaparsa yapsın kabul etmediğimizi, tarafların sorumlu davranmasını beklediğimizi net bir şekilde ilan ettik.” dedi. Görüşmelerde seyrüsefer emniyetinin sağlanmasının gereğini ayrıntılı şekilde anlattıklarını ifade etti.
Mekke Savunma Anlaşması'na ilişkin değerlendirmede bulunan Erdoğan, anlaşmanın doğru yönde atılmış güçlü bir adım olduğunu söyledi. Erdoğan, “Bu kadar zorlu bir coğrafyada böylesine önemli bir girişim yapıyorsanız bazı sınamalarla karşılaşmanız sürpriz değildir.” ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin deneyimli bir devlet olduğunu belirten Erdoğan, “Biz dün kurulmuş bir devlet değiliz; tahriklere gelmeyecek, tuzağa düşmeyecek kadar tecrübeli bir devletiz.” dedi. Kurumsallaşma çalışmalarının tamamlanmasıyla daha güçlü ilerleyeceklerinden şüphe duymadığını söyledi.
Gazze'deki gelişmelere de değinen Erdoğan, akan kanın durdurulması, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve Filistinlilerin kendi topraklarında onurlu bir geleceğe sahip olmasının sağlanması gerektiğini belirtti.
Erdoğan, “Gazze'de akan kanı durdurmadan, ateşkesi kalıcı hale getirmeden ve Filistinlilerin kendi topraklarında onurlu bir geleceğe sahip olmasını sağlamadan Orta Doğu'ya kalıcı barış gelmeyecektir.” dedi.
İsrail'in saldırılarını sürdürdüğünü ve barışı baltaladığını öne süren Erdoğan, uluslararası toplumun, başta ABD olmak üzere İsrail'in söz konusu plana uymasını sağlaması gerektiğini ifade etti.
Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 habereskisehir.com.tr Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.